![]()
![]()
BAZEN...
Bazen, bir çocuk bakar gözlerinin içine.
Arkan dönüktür göremezsin...
Bazen, güneş kucağındadır.
Orada olduğunu bile bilmezsin...
Bazen, yıldızları süpürürsün eteklerinle.
Telaşlısındır, farkına varmazsın...
Bazen, bir orkestra kurulur içinde.
Başka sesleri duyar onu duymazsın...
Bazen, mutluluk geliğ konar kirpiğine.
Sen onu hep uzaklarda ararsın...
Bazen, bir sandık hazine durur başucunda.
Akıl edip, kapağını aralamazsın...
Bazen, hayatının fırsatı geçiverir önünden.
Tehir eder, koşup yakalamazsın...
Bazen kutsal bir el uzanır sana göklerden.
Meşgulsündür, uzanıp tutmazsın...
(shakespeare)
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Ne yapardiniz?... kararı siz verin. Komik bir cumle beklemeyin, cunku yok.
SHAY
Yine de okuyun. Sorum su: Ayni karari siz verir miydiniz?
Okuma ve öğrenme zorluğu çeken çocuklara özel eğitim veren bir okul icin bağıs toplama yemeğinde, çocuklardan birisinin babası katılımcılar tarafından asla unutulmayacak bir konuşma yaptı. Okula kendini adamış öğretmenleri kutladıktan sonra şöyle bir soru sordu: 'Dışardaki etkenler tarafından etkilenmedikçe doğa herşeyi mükemmel bir şekil ve sırada yapıyor. Ama yine de oğlum Shay, diğer çocukların öğrendikleri gibi öğrenemiyor. Diğer çocukların anlayabildikleri gibi anlayamıyor. Oğlumda doğal olması
gereken şeyler nerede?'
Bu soru karşısında dinleyiciler sessiz kaldılar.
Baba devam etti. 'Ben inanıyorum ki, dünyaya fiziksel ve zeka engelli Shay gibi bir çocuk geldiğinde, gerçek insan doğası kendini gösterme fırsatını buluyor ve bu da insanların o çocuğa davranış şekillerinde kendini gösteriyor.'
Ve sonra aşağıdaki hikayeyi anlatmaya başladı:
Shay ve babası bir gün parkta Shayin tanıdığı birkaç çocuğun baseball oynadıklarını gördüler.
Shay sordu, 'Acaba oynamama izin verirler mi?'
Shay'in babası çoğu çocuğun Shay gibi bir çocuğun takımlarında oynamasını istemeyeceklerini ama aynı zamanda eğer oğluna izin verirlerse oğlunun o çok ihtiyacını duyduğu, engellerine rağmen başkaları tarafından kabul edilmenin özgüveni ve sahiplenme duygusunu vereceğini de biliyordu.
Shay'in babası çocuklardan birinin yanına yaklaştı ve (fazla birşey
beklemeyerek) Shay in oynayıp oynayamayacağını sordu. Çocuk şöyle danışabileceği birilerine baktı ve sonra 'Şu anda 6 sayı gerideyiz ve oyun sekizinci turunda. Herhalde takıma girebilir ben de onu dokuzuncu turda vurucu olarak sokmaya çalışırım' dedi.
Shay büyük bir gayretle takımın yanına gitti ve yüzünde kocaman bir gülümseme ile takım t-shirtini giydi. Babası gözünde yaş, kalbi sıcak duygularla dolu onu izledi. Çocuklar oğlunun kabul edilmesinden dolayı babanın mutluluğunu gördüler. Sekizinci turun sonunda Shay'in takımı birkaç puan kazandı ama hala 3 sayı gerideydi. Dokuzuncu turun başında Shay eldiveni eline geçirdi ve sağ açık sahaya çıktı. Ona doğru hiç top isabet etmemesine rağmen oyunda olmaktan son derece mutluydu ve babasının ona tribünlerden el salladığını gördüğünde yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
Dokuzuncu turun sonunda Shay'in takımı yine puan kazandı. Şimdi bütün kaleler doluydu, oyunu kazanma şansı ortaya çıkmıştı ve topa vurma sırası Shay'e gelmişti.
Bu noktada Shay'in vurucu olmasına izin vererek oyunu kaybetme riskini mi almalıydılar? Şaşırtıcı bir hamleyle Shay'e sopayı verdiler. Herkes topa isabet ettirme şansının sıfır olduğunu biliyorlardı çünkü bırakın topa vurmayı Shay sopayı bile elinde tutmasını bilmiyordu.
Ama Shay sahaya çıktığında top atıcı, diğer takımın kazanma şanslarını bir kenara bırakarak Shay'e bu fırsatı tanıdıklarını görünce birkaç adım öne giderek yumuşak bir şekilde topu Shay'e doğru fırlattı. İlk topa Shay zorlukla sopayı savurdu ama ıskaladı. Atıcı tekrar birkaç adım öne doğru geldi ve topu yine yumuşak bir şekilde Shay'e doğru attı. Shay sopayı savurdu ve hafifçe topa dokunarak yere atıcıya doğru vurdu.
Oyun şimdi bitecekti. Atıcı topu yerden aldı ve ilk kaledeki adamına
kolaylıkla atabilecek ve Shay'i sobeleyerek oyunu bitirebilecekti.
Ama atıcı topu aldı ve ilk kaledeki adamının başının üzerinden diğer takım arkadaşlarının erişemeyeceği yere fırlattı.
Tribünlerdeki herkes ve iki takımda bağırmaya başladılar, 'Shay, ilk kaleye koş, ilk kaleye koş!' Shay hayatında hiç bu kadar uzağa koşmamıştı ama ilk kaleye gidebildi. Şaskınlıktan büyümüş gözleriyle yere çöktü.
Herkes bağırmaya devam etti, 'İkinci kaleye koş, ikinci kaleye koş' Nefes nefese Shay zorlukla ikinci kaleye koşabildi. Shay ikinci kaleye geldiği sırada açık sahada diğer takımdan biri topu almıştı ... takımın en küçüğü olan bu çocuk kahraman olma şansını elinde tutuyordu. Topu ikinci kaledeki adamına atabilirdi ama top atıcısının niyetini anladığından o da kasıtlı olarak topu üçüncü kaledeki arkadaşının başının üzerinden attı.
Herkes bağırıyordu, 'Shay, Shay, Shay, bütün yolu koş Shay'
Karşı takımdan birinin yardım ederek onu üçüncü kaleye doğru döndürmesiyle Shay üçüncü kaleye koşabildi, 'Üçüncüye koş! Shay, üçüncüye koş!'
Shay üçüncüye gelirken diğer takımdakı çocuklar ve seyirciler ayağa
kalkmışlardı ve bağırıyorlardı, 'Shay, hepsini koş! Hepsini koş!' Shay
hepsini koştu ve oyunu takımı için kazanan bir kahraman olarak herkes tarafından alkışlandı.
'O gün', dedi babası, gözlerinden yaşlar aşağıya doğru süzülerek,
'iki takımdaki çocuklar da dünyaya bir parça sevgi ve insanlık getirmeyi başardılar'.
Shay bir sonraki yaza yetişemedi. O kış öldü. Bir kahraman olduğunu ve babasını mutlu ettiğini ve eve geldiğinde annesinin de gözyaşları içinde onu kucakladığını asla unutmadı.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Yaşlı adam, bir adam konfeksiyon mağazasına
ait vitrine uzun uzun baktıktan sonra, ilerideki yeşillikte
oynayan çocukların en zayıfına dönerek: Küçüüük!…
diye seslendi. Bana biraz yardımcı olur musun?
Çocuk, hafta sonlarında yaptıkları misket oyununu ilk
defa kazanmış olmasına rağmen arkadaşlarını bırakıp geldi.
7-8 yaşlarındaydı ve üzerindeki elbiseler,
“tek kelimeyle” dökülüyordu.
Yaşlı adam, çocuğun saçlarını okşadıktan sonra :
“Vitrindeki elbiseyi giymeni istemiştim, dedi.
Bakalım üzerine uyacak mı? Çocuk, bu teklifi ilk önce
şaka sandı. Ama adam son derece ciddiydi.Onunla birlikte
mağazaya girerken, ilk önce rüyâda olup olmadığını, daha
sonra da şimdiye kadar yeni bir elbise giyip giymediğini
düşündü. Genellikle ailedeki büyük çocuğa alınan veya
komşular tarafından verilen giyecekler, elbiselerin
ona dar gelmesiylebirlikte ortanca kardeşe kalır,
birkaç sene sonra da dizleri aşınmış veya delinmiş vaziyette
kendisine yamanırdı. Ama “her zaman hasta” dedikleri babasının
ne kadar zor para kazandığını bildiğinden, bu işe bir kere bile
itiraz etmemişti. şimdi ise, ilk defa yeni bir elbisesi olacaktı.
Üstelik de bayrama üç gün kala…Çocuk, yaşlı adamın
gösterdiği elbiseleri giydiğinde, büyümüş olduğunu ilk defa
farketti. Çizgili kadifeden yapılmış pantolon, bacaklarının ne
kadar uzun olduğunu ortaya koyarken, yeni ceketi de
omuzlarını iyice geniş göstermişti. Fakat hepsinin üzerine
giydiği kaban bir başkaydı ve artık üşümeyecekti. Çocuk, biraz
önce kazandığı misketleri onun cebine bıraktığında, iyice
keyiflendi. İrili ufaklı misketler , gayet derin olan ceplerin bir
köşesinde kalmıştı. Demek ki her bir cep, en az elli misket
alabilirdi. Yaşlı adam, çocuğu sağa sola döndürdükten sonra,
elbiselerin paketlenmesini istedi. Ve iş tamamlandığında,
tezgâhtara dönerek : ” Elbiseleri torunuma alıyorum, dedi.
Kendisine sürpriz yapacağım için,onları bu çocuğun üzerinde
denedim. İkisinin de boyu falan aynı da ” Çocuk, bir anda
beyninden vurulmuşa döndü ve ne diyeceğini bilemedi. Ama
artık büyüdüğüne göre, bir şey belli etmemeliydi. Aynaya son
bir defa baktıktan sonra, üzerindekileri yavaşça çıkartarak bir
kenara fırlattığı eskileri giydi. Adam, elbiselerin torununa
uyacağından emindi. Yaptığı hizmet için çocuğa bir ciklet
parası vermek istediğinde, onu yanında göremedi.
Çocuk, arkadaşlarının yanına döndüğünde, bir kenara
çekilerek onları seyretmeye koıuldu. Ve bütün ısrarlara
rağmen oyuna katılmadı.Arkadaşları :” Niçin oynamıyorsun?
diye sordular. En güzel misketleri sen kazanmıştın.”
Çocuk, inci gibi yaşlar süzülen gözlerini arkadaşlarından
kaçırmaya çalışırken :” Misketlerim, bu elbiselere
yakışmayacak kadar güzeldi, dedi. Bu yüzden onları,
bayramlık kabanımın cebine sakladım.”
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı